Yitik Eylüllere Ağıt

Ne Eylüller gömdüm bağrıma,
Saçlarımda gönül yangının külleri.
Yüzümde tüyü bitmemiş
Yetim bir yazın ayak izleri...
Ve tepemdeki bulutlara gömülmüş
Solgun ve sihirli bir bahar resmi...

Hüznün bulanık pınarları kaynıyor
Gözbebeklerimde,
Avuçlarımda solmuş irisler...

Nefesime yapışmış ateşli kelimeler
Yakıyor boğazımı,
Hapşırsam lav dökülecek ve boydan
Boya yanacak hazanın yas örtüsü,
Yanacak bütün masum imgeler...

Bu büyük yangının sonu yok ki!
Ne kadar uzağa düşmüşüm
İlk gençlik hayallerimden,
Kendi gurbetine sürgün ve
Hüznün bütün aynalarına
Yaralı yüzünün kanları saçılmış,
Kendisi olmayan ve künyesi yitik
Bir yabancı!

Eylül bağ bozumudur tüm
Mevsimlerin ve zamanın susuz
Kuyusu...

Ne bahar gibi ana kucağı,
Ne de kış gibi ölüme mühürlü!
Hayali yazın rahminden türeme...

Ne Eylüller gömdüm içime,
Hayal ikliminin labirentlerinde yitik!

Zamanın ayak kokuları sinmiş
Eylülün bağrımda esen şafak
Rüzgârlarına... çürükçül ve sülfürî...